Ebru Güleç | Software Engineer

Ebru Güleç | Software Engineer

Bu hafta Görünürlük Çalışmalarımızda Software Engineer Ebru Güleç bizlerle!

Ebru’yu Twitter ve Linkedin üzerinden takip edebilirsiniz.

Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Merhabalar ben Ebru Güleç. Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Şu an Trendyol’da Software Engineer olarak çalışıyorum. Yazılım yaşam döngüsünün başından sonuna kadar bir çok konu ilgimi çekiyor ve merak ediyorum. Boş zamanlarımda çoğunlukla projeler geliştiriyor ya da bir şeyler öğreniyorum. Onlardan kalan boş zamanlarımda ise bolca kitap okumaya çalışıyorum.

Çalışma alanınız nedir? Bu alanı neden seçtiniz?

Son zamanlarda Full Stack Developer olarak çalışıyorum. Yazılımla ilk olarak meslek lisesinde tanıştım. Html, css derken bir şeyler üretmenin ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. Çünkü yaptığım değişikliklerin bir çıktısı oluyordu ve bunları seyredebiliyordum.

Bir de belki fazla romantik gelecek ama kendimi yazılımla var ettiğimi düşünüyorum. Örneğin güzel bir resme baktığınızda ressamın size anlatmaya çalıştığı duygulara kapılırsınız ya da dans eden birini görünce müzik ile bütünleştiğini ve yine kendini var ettiğini görebilirsiniz, ben de aynı şeyleri hissediyorum çoğunlukla. Geliştirdiğim bir özellik veya yazdığım bir kod birilerine ulaşıyor, bir sorunu çözüyor. Böylece insanların hayatlarına dokunabiliyor, onları mutlu edebiliyorum. Böyle olunca kendimi ifade edebilmiş gibi hissediyorum.

Alakasız örnekler gibi oldu ama sanat ve bilimin birbirinden ayrılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bunlar birbirini tamamlayan parçalar ve birleştiklerinde ortaya inanılmaz güzellikler çıkıyor. Hatta ileride sanat ve teknolojiyi birleştirip bir şeyler yapmayı çok istiyorum ama şu an karanlık bir bilinmezlik orası.

Bu alanda kendini geliştirmek isteyen kişilere önerileriniz nedir? Nereden, nasıl başlamalılar?

Yazılım öğrenmeye çalışırken tavsiye edebileceğim en büyük öneri pratik yapmak olacak. Biri size saatlerce anlatsın, günlerce dil döksün bu bir yere kadar oluyor. Kendiniz oturup şurası böyle yapılıyor, burayı değiştirince bu oluyormuş demediğiniz sürece ilerlemek bence çok zor. Önce örnek videoları, kursları takip ettikten sonra farklı bir fikri başından sonuna kadar yapınca tam olarak oturuyor her şey. Yazılım dili ya da framework fark etmeksizin oturup yazmak ve biraz mücadele etmek gerekiyor. Kaynak zaten o kadar çok fazla var ki, kısacık bir araştırma ile bir sürü şey bulunabilir.

Bu alanda çalışırken yaşadığınız olumlu/olumsuz deneyimler neler? Nasıl üstesinden geldiniz?

Biraz en başa dönüp olumsuz yanlarından bahsedecek olursam. İlk işe başladığımda kendimi çok eksik hissediyordum. Sanki hiçbir şey bilmiyorum ve koca bir okyanusta boğuluyorum gibi geliyordu. Bir şeyleri yapmayı ne kadar çok seversek sevelim bazen imkansız gibi görünüp gözümüzde büyüyebiliyor. O dönem sanırım biraz desteğe ve yönlendirilmeye de ihtiyacım vardı ve bunu bulamamıştım diye hatırlıyorum. Sonra zamanla bunu aşıp bir şekilde kendi yolumu çizdim, hatta biraz self-motivated oldum bile diyebilirim. Şimdilerde daha çok tecrübe ile yine çok bir şey bilmiyorum gibi hissediyorum, ama artık daha bilinçliyim. Çünkü yazılım hatta daha genelinde teknoloji insan ve ihtiyaçları ile gelişen kocaman bir sektör. Sürekli yeni bir teknoloji, yeni bir yazılım dili ortaya çıkıyor. Yetişmek, her bir teknolojiyi öğrenmek neredeyse imkansız. Birkaç konuya odaklanıp vakit ve emek verdiğinizde zamanla öğreniyor ve üretmeye başlıyorsunuz. Bu süreçte insanın kendini çok yıpratmaması gerekiyor. (Önemli olan yolculuğun kendisidir varılacak yer değil diye o çok eski geyik muhabbetini bile açabilirim burada. Ama bence gerek yok. Siz ne demek istediğimi anladınız :))

Biraz da olumlu yanlarından bahsedecek olursam. Yazılımda çok sevdiğim iki şey var. Bunlardan ilki; mutlaka ama mutlaka bir yolu vardır. Daha net açıklayacak olursam. Bir sorunla karşılaştınız yaptığınız projede ve mutlaka çözmeniz gerekiyor. Aklınıza bir şey gelmedi, nasıl çözeceğim şimdi diye soruna bakıyorsunuz ve araştırırken onlarca farklı çözüm yolu ve çeşitli düşünce tarzları ile karşılaşıyorsunuz. Bulduklarınız çözmüyorsa farklı yöntemleri gördüğünüz için siz yeni bir çözüm yöntemi üretiyorsunuz. Yani mutlaka bir yolu oluyor.

İkincisi ise bir şeyleri değiştirmek bizim elimizde. Ben çocukken internet bu kadar yaygın değildi (yaşım ortaya çıkacak mı endişesine girmek istemiyorum ama galiba yaşlanıyorum :)) Bir şeyleri değiştirmek çok zordu ve çoğunlukla da başkasının elindeydi. Teknoloji ve yazılım daha özgür olmamızı sağladı bence. Bilgiye erişimi de kolaylaştırdığı için eskiye nazaran daha eşit eğitim şartlarına sahibiz. Öğrendiklerimizle insanların alışkanlıklarından tutun da hayata bakış açılarına kadar birçok şeyi değiştirebiliriz.

Bunları bilmek ve değişim için çalışmak beni hem işe hem de hayata karşı inanılmaz motive ediyor.

Mesleğinizi icra ederken karşılaştığınız tepkileri/durumları toplumsal cinsiyet bağlamında nasıl aktarabilirsiniz?

Bir önceki yazıda Gülçin de bahsetmişti. Meslekleri, toplumun kodlarından ve yine toplumun belirlediği toplumsal cinsiyet rollerinden ayıramayız. Toplum; kız çocuklarını hem uyumlu, itaatkâr, sessiz olarak yetiştiriyor hem de uyumlu ve itaatkâr oldukları için onları pek de zeki görmemeye dair anlayışı normalleştiriliyor. Kız çocuklarına nazaran daha yaramaz ve öfkeli erkek çocuklarına daha çok göz yumuluyor ve tam da bu sebeple daha zeki görüldüğü için daha çok imkan ve şansa sahip oluyorlar. Ayrıca toplumun erkeğe ve kadına gösterdiği destek de birbirinden çok farklı. Hal böyle olunca yirmili yaşlarına kadar bastırılan, sorgulanan kadınlar iş hayatında kendilerine güvenmekte çok zorlanıyorlar. Çünkü hem kendilerine öğretilmiş kadınlık rolleriyle hem de diğer insanların önyargılarıyla savaşmak durumunda kalıyorlar. Bunu başarabilmek inanın çok zor. Halen kendi içimde bunun mücadelesini verdiğim zamanlar oluyor. Hayatımda en çok başarmak istediğim şeylerden biri de hem kendimde hem de diğer insanlarda bu yargıları kırıp birilerine örnek olabilmek.

Sizin mesleğinizde çalışmak isteyen bir kız çocuğuna ne söylemek istersiniz?

Öncelikle korkmamalısın. Bazen terslikler olabiliyor ve her şeyi sorgulamaya başlıyorsun, en başta da kendini. Bilmediğin çok şey olabilir, eksik hissediyor hatta kötü bir sürü tecrübe yaşamış bile olabilirsin daha önce. Ama bütün bunlara rağmen senden harika bir yazılımcı olabilir. Her şeye rağmen olabilir. Tek bir doğru ya da tek bir yol yok başarıya götüren.

George Bernard’ın çok sevdiğim bir sözü var. ‘Life isn’t about finding yourself. Life is about creating yourself.’

Hayat kendini bulmakla değil kendini yaratmakla ilgili diye çevirebiliriz. Çalışıp emek verdiğinde kendin de dahil olmak üzere bir şeyleri değiştirebilirsin. Eminim ki senden şahane bir yazılımcı olur. Bir gün meslektaş olmayı ve birlikte çalışabilmeyi çok isterim. 🙂

yazı

Ben Elif. Boğaziçi Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü hazırlık öğrencisiyim. SistersLab'de İçerik Sorumlusu olarak yer alıyorum.
Farklı alanlarda okumalar yaparak ilgi alanlarımı keşfetmeye çalışıyorum. Bu sıralar keman öğrenmeye çalışıyorum. Etnik müzikler dinlemek ve gezmek en sevdiğim şeylerden birkaçı!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.